Bir Profesörün Kaleminden

Can anneler sabrına saygı duyduğum babalar, az aşağıya ekleyeceğim yazı Google Akademik’ten alıntıdır. Bir Türk pediatri profesörünün akademik çalışmasının bir bölümü. Ben okudukça adı ne olursa olsun aslında yapmaya çalıştığımız ve çokça da eleştiri aldığımız Blw’nin kıymetini daha da bir bildim, mutlu oldum sizlerle de paylaşmak istedim. Yazının bütününü inceleyecek olursanız erken aylarda klasik beslenmeye uygun öneriler de olduğunu göreceksiniz. Bu bölümleri özellikle dahil etmedim çünkü tecrübeyle sabit olarak erken aylarda (6-8. aylar) da blw yapılabilir ve bebek açısından bir gelişim sorunu yaşanmadığını söyleyebilirim.

Prof. Dr.Elif N. Özmert, Erken çocukluk gelişiminin desteklenmesi-I: Beslenme, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2005; 48: 179-195
“Besinlerin temizliği önemlidir. Bu amaçla hem bebeğin hem de annenin yemekten önce ellerinin yıkanması, hazırlanan gıdaların kısa sürede tüketilmesi ve tüketilmeyen kısmın güvenli olarak saklanması, temiz tabak-çatal-kaşık-bardak kullanılması ve biberon kullanmaktan kaçınılması gerekmektedir.
Ek besin olarak verilecek besinin miktarı ve öğün sayısı da çocuğun yaşına göre değişiklik göstermektedir. Bebeklerin mide kapasitesi 200 ml kadardır. Başlangıçta 6-8 aylık bebeklere 2-3 ana, 1-2 ara öğün verilirken, dokuzuncu aydan sonra 3-4 ana, 1-2 ara öğün uygundur.
Altıncı aydan sonra anne sütü tek başına bebeğin, özellikle demir, çinko, vitamin A ve enerji ihtiyacını karşılayamaz. Bebeklerin mide kapasitelerinin de küçük olduğu göz önünde alındığında bebeklere verilecek ek besinlerin besleyici değeri de yüksek olmalıdır. Bu nedenle ilk alıştırma döneminden sonra bebeklere farklı besin gruplarını içeren karışım besinlerin (sebze çorbası, dolma gibi) verilmesi yararlıdır. Bebek ve çocuk beslenmesinin önemli bir parçası yağlardır. Anne sütünün yağ içeriği pek çok besinden daha yüksektir. Genel olarak günlük enerjinin %30- 45’inin yağlardan karşılanması ile yeterli esansiyel yağ asitleri alınabileceği gibi obesite riski de önlenmiş olacaktır. Kullanılacak yağın doymamış yağ asitlerinden zengin sıvı yağ olması önerilmektedir. Her gün et, tavuk, balık ve yumurta tüketilmeye çalışılmalıdır. Yine A vitamininden zengin sebze ve meyve tüketimi de günlük olmalıdır. Bebeğin anne sütüne devam etmesi önerilen bu dönemde inek sütü yerine fermente ürünleri (peynir, yoğurt) tüketmesi de hem enfeksiyon riskini azaltacak hem de kalsiyum ihtiyacını karşılayacaktır. Tüm bu ihtiyaçların doğal besinler yoluyla karşılanmasında zorluk olması halinde vitamin-mineral desteğinden yararlanılmalıdır (demir, çinko, A ve D vitamini). Bebek ve çocukların aşırı meyve suyu ve süt tüketmeleri önlenmelidir.
Psikososyal açıdan ise bu dönemde beslenme sırasında aileye önerilebilecek çocuğun gelişimini destekleyecek yaklaşımlar şöyle sıralanabilir:
–Bebeği dik ve yüzü karşıya bakacak şekilde oturtun.
–Bebeğin karşısında oturun ve göz teması kurun.
–Bebeği beslemeden önce yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin.
–Bebeği önce istedği zamanlarda besleyin, fakat daha sonra belli bir programa oturtun.
–İlgili olun (küçük bebeklere yedirin, daha büyüklerin yanında olun), fakat aşırı ısrarcı olmayın.
–Onunla yumuşak ve destekleyici bir ses tonu ile konuşun.
–Bebek ilgisini çabuk kaybediyorsa, konuşma, davranışlar ve çevre ile onu aşırı uyarmayın.
–Bebeğin yiyeceklere dokunmasına ve kendi kendini beslemesine izin verin.
– Yeme hızını bebeğin belirlemesine izin verin
–Bebeğin yiyecek seçimine saygı gösterin; bebek bir besini red ederse, bunun yerine geçebilecek diðer besinleri deneyin veya aynı besini daha farklı lezzet, içerik veya şekilde sunun.
–Bebeğin istediği kadar yemesine ve doyduğu zaman yemeği bırakmasına izin verin
–Beslenme öğünlerinin aynı zamanda öğrenme ve sevgi öğünleri de olduğunu hatırlayın
Altıncı ayından sonra bebeğini etkili bir şekilde besleyen anne, çocuðunun gelişim belirtilerine göre besleme yöntemleri seçer, yaşına uygun önerilen besinleri uygun şekilde hazırlar, çocuğun beslemeyi yönetmesine gerçekçi şekilde fırsat tanır; beslenme ile ilgili, fakat ısrarcı değildir. Bebekler en iyi hem kontrol edebildikleri hem de desteklendikleri ortamlarda beslenirler.
Bir yaşından sonra anne/baba hem beslenme zamanları hem de içerik yönünden sınırlar koyabilirler. Çocukların besin tüketimi günden güne değişiklik gösterebilir. Önemli olan çocuğun bir haftalık tüketiminin dengeli ve büyümesinin yeterli olmasıdır.
Beslenme sorunları her toplumda oldukça yaygındır. Çocuklarda beslenme ve büyüme ile ilgili sorunlar temel olarak üç nedenden kaynaklanır: tıbbi veya fiziksel nedenler, uygun olmayan besin seçimi ve uygun olmayan beslenme dinamikleri. Bunun için çocukların her üç neden açısından değerlendirilmesi uygun olur.
Erken çocukluk dönemi
Bu dönemde de anne/babalar sağlıklı gelişimin en önemli kolaylaştırıcıları olmaya devam etmektedirler. Bu dönemde aileler çocuklarına düzenli uyku ve yemek alışkanlıkları kazandırma, tuvalet eğitimi verme ve duygularına hükmetmeyi öğretmenin yollarını aramaktadırlar. Benlik saygısının gelişimi olumlu ve kabul edilir deneyimlerle gelişmeye daha yavaş olarak devam etmektedir. Benlik saygısı, değerli hissetmek, sevilmek ve kabul edilmek çocuğun ilerideki okul başarısı, davranışları ve mutluluğu için kritik rol oynar. Önce aile içinde başlayan sosyalleşme, daha sonra arkadaşlar ve ev dışı çevre ile devam edecektir. Bu dönemde (bir yaşından dört yaşına kadar) çocuk, gelişimin her alanında önemli ilerlemeler gösterecektir. Yürüme bir yaşında aşılması gereken bir basamak iken, dört yaşında keşfetmenin ve artan bağımsızlığın bir aracıdır. Çocuk bir yaşında sadece bazı ses ve mimikleri taklit ederken dört yaşında dilinin tüm karmaşık kuralları ile düşünce ve duygularını ifade etmektedir. Bir yaşında çocuk gördüğünü, duyduğunu öğrenirken dört yaşında semboller ile düşünüp, fantaziler oluşturmaktadır. Bir yaşında kendisini henüz yeni yeni bir birey olarak algılarken, dört yaşında kendi başına bir birey olarak aile dışında ilişkiler aramaktadır.
Erken çocukluk döneminde de çocukların sağlıklı ve düzenli bir beslenmeye gereksinimleri vardır. Çocuğun her öğünde sofrada en az on dakika oturması özendirilmeli ve çocuğun kendi kendine yemesine izin verilmelidir. Çocuklar için ayrı beslenme oturumlarından kaçınılmalı, erişkin ve çocuk beraber yemeye özendirilmelidir. Besinlerin seçimi ve hazırlanması aşamasında da çocuğun yer alması desteklenmelidir. Çocuğun tabağına az miktarlarda yemek konmalı çocuk isterse tekrar verilmelidir. Anne/babalar yemek zamanında yoğun olarak duygularını ifade etmemeli, belirli miktar ve besinlerde ısrar etmemeli ve şikayetler üzerine ayrı yeme oturumları yapmamalıdırlar. Aileler özellikle çocuğun sağlığı ile ilgili sorunlar olduğunda veya ailede başka yeme sorunları olduğunda çocuğun yemesi hakkında daha fazla endişelenmektedirler. Çocuk ve aile bu yönden de ele alınmalıdır.
Sonuç olarak beslenme ve beslenme süreci bebeğin gelişimi için çok önemlidir. Bunun için prenatal dönemden itibaren annenin sağlıklı beslenmesi, doğumdan sonra bebeğin hemen emzirilmeye başlanması, altıncı ayından itibaren uygun ek besinlerin anne sütü ile birlikte verilmesi, ek besinlerin verilirken, besinin içeriği, temizliği, kıvamı kadar, beslenme sırasında çocuğun psikososyal gelişimine göre kurulacak ilişkinin de çocuğun beslenmesi, büyümesi ve gelişiminde rol oynadığının göz önünde bulundurulması gereklidir. Bu hedeflerin sağlanması için ailelere uygun beslenme eğitimi, gerekli durumlarda ise çocuklara ek suplementasyonlar verilmeli, besinlerin zenginleştirilmesi ve bunun tüm toplum tarafından uygun şekilde tüketilmesi sağlanmalıdır. Çocuk sağlığı izlemlerinde ve çocuğun her sağlık kuruluşu başvurusunda çocuğun büyümesi ve gelişim basamakları değerlendirilmeli ve erken dönemde uygun girişimler yapılmalıdır. Radyo, televizyon (özellikle reklamlar) ve gazetelerdeki besin önerileri de sağlık personelinin beslenme önerileri ile uyumlu olmalıdır.”

Sizin de okuduğunuz çalışmalar varsa yorum olarak bizimle paylaşırsanız bilgi dağarcığımızı geliştirmemiz açısından çok şahane olur. Gelecek hafta ek gıdaya başlama zamanıyla ilgili akademik bilgiler paylaşmayı düşünüyorum. Erken başlanırsa ne olur, geç kalınırsa ne yaşanır?

Kevser Şimşek Yılmaz – 07.12.2015

Yazıyı paylaşmak için;