Ayda

Şimdinin “Asla” dediklerini, zamanında tek tek yapmış, ek gıda serüvenine hatalar silsilesi ile başlamış cahil, acemi, şaşkın bir annenin kızıydı Ayda… 4. ayda ağzında elma, armut püreleri, yoğurtlar ve “tatsın” diye parmaklarla yemek suları sürülen…

Hem araştıran, hem de etrafındakilerin önerilerini de kulak arkası edemeyen ben acemi anne, o zamanlar ne yazık ki böyle hatalar eşliğinde başladım ek gıdaya.

Etrafımdaki herkesin ortak bir görüşü vardı: 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenen bebekler ek gıdaya geçince ağızlarını kilitliyorlar, hiç bir şey yemiyorlardı. Yemeklerin suyundan, yoğurttan, meyve pürelerinden ufak ufak başlamalıydım ki damak tadı gelişsin(!) Karşıma kanıtlarıyla örnekler de sunmazlar mı birde?! “Bak bu ilk 6 ay anne sütüyle beslenmiş bir çocuk; kendisi şuan yemek yemiyor. Bak bu da 40 günlüğünden beri diline yemek suyu sürülen, 4. ayda da ek gıdaya başlayan çocuk; şuan eline ne versen löp löp mideye indiriyor.” Ah keşke şimdi tekrar dönebilsem o günlere! Kerametin yemek sularında değil, yediren anada olduğunu anlatsaydım da neyse ikinci çocuğa artık diye avutuyorum kendimi…

Konuyu dağıtmadan sadede döneyim. 4. Ayda ufak ufak başladığım hatalı ek gıda macerası, 7. Ayda doktor tarafından elime tutuşturulan o meşhur, kabarık liste ile sektirmeden devam etti. İşin en heyecanlı kısmı kahvaltı bulamacını hazırlamaktı benim için. Ay nasıl sağlıklı bir karışımdı o öyle(!) Cici bebesinden, yumurta sarısından, pekmezinden, cevizinden, peynirinden yok yoktu içinde. Kim bilir tadı da ne güzel olacaktı. Böylece ilk kaşık Ayda’nın ağzına doğru yola koyuldu, önceki saçma girişimlerimden dolayı ağız açılmadı tabii kii, Ayda güldürüldü, karşısında garip, şapşal surat ifadeleri yapıldı, çocuk ağzını ayırmış bana bakarken bulamaçtan bir kaşık hoop bırakıldı dilinin üzerine. Ayda ağzının içindeki ne idüğü belirsiz, yapış yapış, tatlı mı tuzlu mu belli olmayan bu tuhaf karışımı anında çenesine doğru bıraktı. “Aaa ama tatlım bu çok sağlıklı bir karışım, bunu yemelisin!” İkinci kaşık girişimi, sonuç yine aynı… Üçüncü kaşık girişimi, ıı ııh! Yemiyor! Kendim de yiyemedim ne yalan söyleyeyim, döktüm gitti çöpe.

Ertesi gün facebook hesabımda ekli olan annelerden yardım istedim: “Kahvaltıda ne veriyorsunuz?” Herkes aynı bulamacın tarifini girdi yorumlara. Yalnız bir kişi, bulamacın bebeklerin damak tatlarının gelişmesini engellediğini, yumurtasını, peynirini, tam buğday ekmeğini tek tek sunmanın daha doğru olduğunu yazmıştı. Aklıma yattı. Ertesi sabah bu öneriyi uygulayarak hazırladım Ayda’nın kahvaltısını. Tek tek yedirmeye başladım. İnanılmaz bir şekilde merakla ve iştahla ağzını açıp tüm verdiklerimi tek tek yedi. Ben; mutlu anne, hemen hergün telefonla konuştuğum ve Ayda’dan 15 ay büyük bir oğlu olan en yakın arkadaşımla paylaştım bu mutluluğumu. İşte bu telefon görüşmesi ek gıda aşamasında bir milat oldu benim için. Telefonun diğer ucundaki arkadaşım bana şunu söylüyordu: “Bırak kendisi yesin…” ve devam etti: “Yiyeceklerini hazırlayıp önüne koyacaksın, sen hiç karışmayacaksın, o istediği kadarını yiyecek. Böylece özgüveninin gelişmesine de katkı sağlayacaksın.” İşte aradığım şey buydu! Hemen aynı gün kızıma güzel bir kıymalı makarna yaptım. onun payını mama sandalyesinin tepsisine koyup kendime de bir tabak aldım ve karşılıklı oturduk. Ben daha yerime yerleşip elime kaşığı almamıştım ki, Ayda önüne dökülen makarnaları birer birer ağzına atmaya başlamıştı bile… Daha önceki taneli ve katı beslenmelerinden dolayı ne öğürdü, ne de kustu. Sanki aylardır yemeğini kendisi yiyormuşçasına… Öylesine usta ve istekli… O gün kendime şunları söyledim: “Bu çocuk bundan sonra yemeğini kendisi yiyecek ve ben buna engel olmayacağım.” Böylece adının blw olduğunu bilmeden başladı işte bizim blw maceramız.

Ayda artık yemekleriyle baş başa ve özgürdü. Yemek yerken onu izlemeye doyamıyordum. Ağzını şapırdatışı, kafasındaki bulgur taneleri, yoğurdu mama tepsisine keyifle sıvaması… Bu keyifli anlarını videoya çekip ölümsüzleştiriyor, bazılarını da sosyal medya hesaplarımdan paylaşmaktan büyük keyif alıyordum. Hesabıma gün geçtikçe Ayda ile akran olan bebeklerin anneleri de eklenmeye başlamıştı. Bir gün takip ettiğim bir anne de kızının kendi kendine yemek yerken çektiği videosunu paylaşmış ve altına da #blw etiketini koymuştu. Mutlaka bir anlamı olmalı diyerek bu sihirli üç harfi arama motoruma yazdım. Karşıma çıkan sonuçlar harikuladeydi. Bir sürü blog yazısı, makale ve forum sayfalarında rastladım bu üç harfe. Öğrendiklerim kendimle gurur duymamı sağladı. Bebeğime uyguladığım beslenme yönteminin adının BLW yani Türkçe karşılığı olarak; Bebek Liderliğinde Beslenme olduğunu biliyordum artık.

Ertesi gün videoların ve fotoğrafların altına #blw etiketi koyan annelerden biri de ben oldum. Bu etiket başka Blw anneleri bulmama da yardımcı oluyor, kendi kendine yemek yiyen bebekleri izlerken kendi kızımı izlediğim kadar keyif alıyordum. Bir gün yine Ayda’nın videosunun altında bir yorum gördüm. Bir anne, beni Facebook’taki “Blw Türkiye” grubuna davet ediyordu. Heyecanla Facebook’a girip grubu buldum. Katılma talebim onaylanınca grupta gezinmeye başladım. Burası bebeklerini blw yöntemi ile besleyen annelerin bir arada bulunduğu, paylaşımlar yaptığı, kafalarına takılan sorunlar hakkında birlikte çözüm buldukları harika bir gruptu. Tertemiz bilgilerle donatılmış, kibar, sevecen yöneticileri vardı. Bu sayede gruba ısınmam ve adapte olmam hiç de zor olmamıştı. Ayda’nın videolarını, örnek tabaklarını ve yemek tariflerini paylaşmaktan büyük haz duyduğum bu grupta zamanımın büyük çoğunluğunu geçirir olmuş, artık ben de aramıza yeni katılan annelere yardımcı olabilecek kıvama gelmiştim.

Grupta geçirdiğim 2 aylık bir zaman diliminden sonra mesaj kutumda grubun kurucusu Nergiz’in mesajını gördüm. Gruptaki faydalı paylaşımlarımın ve doğru yönlendirmelerimin gözlerinden kaçmadığını, bu sebeple beni de Blw Türkiye yönetim kadrosunda görmek istediklerini söylüyordu. O an kızımı uyutmaya çalışıyor olmasaydım okkalı bir sevinç çığlığı atabilirdim. Blw Türkiye yöneticisi oluş hikayem de bu şekilde gelişti.

Ben annelerin yardımına koşarken, Ayda da videolarıyla blw kardeşlerine örnek oluyordu. Bu sıralarda 1 yaşına yaklaşmıştı ve hemen hemen seçmeden ne sunarsam keyifle yiyordu. Derken Ayda 1 yaşını doldurdu. Nerede o her şeyi yiyen kızım? 1 yaşından sonra bir devrim geçirdi ve önüne koyduğum çoğu yiyecek yerleri boylamaya başladı. Eski iştahı gitmiş, bazı şeyler dışında bir çok yemeği reddetmeye başlamıştı. Sebzelerin tümünü neredeyse reddediyor, 2-3 pirzolayı bana mısın demeden mideye indiriyordu. Kısacası et ve tavuk keyifle yediği 2 şeydi diyebilirim. Diğer her şeyi ya burun kıvırarak yiyor ya da aç kalma pahasına da olsa fırlatıp atıyordu. Hamur işlerini ağzına sürmüyor, yaptığım onca sağlıklı pankek ya benim mideme, ya da kuşların midesine iniyordu.

Bu sıralarda benim de heyecanla beklediğim şeylerden biri de Ayda’nın çatal ve kaşığa ne zaman geçeceği hususuydu. Ayda 10. ayından beri tabağının yanına koyduğum çatalın işlevini 13. ayında tam olarak çözdü ve aktif çatal kullanımına başladı. Ama asıl ellerimi ovuşturarak beklediğim şey kaşığı ne zaman kullanabileceği idi. O gün, koyu bir mercimek çorbası yaptığım akşam geldi. Ayda tabağına koyduğum çorbayı neredeyse hiç dökmeden kaşığıyla hüpletmeye başladı. Bu sırada Ayda 14 aylıktı. Karşımda henüz 1.5 yaşını bile doldurmamış, çatalıyla kaşığıyla yemek yiyen minik bir insan vardı. Sevincim gözyaşlarına karıştı… Ayda’nın blw maceralarına artık çatalı ve kaşığı da eşlik etmeye başladı.

Ayda 14. ayındayken gelen bir iş teklifini geri çevirmek istemedim. Kızım ile gün içerisinde kayınvalidem ilgilenecekti. Kayınvalidem başlarda bu yönteme sıcak bakmayıp ilerleyen zamanlarda torununun başarısını gördükçe etrafında kendi kendine yemek yiyemeyen bebeklerin annelerini kınayacak kıvama gelmişti. 🙂 “Ayol benim torun 7 aylıkken pirzola yiyordu, 1.5 yaşındaki çocuk dolmayı nasıl yutamaz?!” dediğini duydum bir kere karşı komşusuna da o sebepten gözüm hiç arkada kalmadı beslenmesi konusunda. Ayda babaannesinde de önüne özenle hazırlanan menülerini kendi kendine yiyor.

Ben bu satırları yazarken kızım 15 gün sonra 2 yaşında, emekli bir blw bebeği olacak. 🙂 2 yaşa doğru beslenmesinde yine bir çok şeyin değiştiğini belirtmeliyim. Artık 1 yaşından sonra edindiği o keskin sınırlar yok. Sebzelere şans vermeye başladığını, hatta çoğu sebzeyi sorunsuzca yediğini söyleyebilirim. Yiyecekleri önce kokluyor, kokusundan bir şey anlamazsa minicik bir dil darbesiyle tadıyor, tadı hoşuna giderse yiyor, gitmezse “ıı ıhh! ittemeyak (istemiyorum)” diyerek bana uzatıyor. Tatlı şeyler ve hamur işleriyle hala arası yok. Ayran için deveye hendek atlatabilir. 🙂 Kaşık çatal işine gelince… Çatalın gereksiz bir alet olduğuna, parmaklarıyla çok daha rahat yediğine karar verdi. Kaşık ihtiyacı olan yiyecekleri sorunsuzca yiyebiliyor. Önlüklerin artık nerede olduğunu bile bilmiyorum. Yere sofra bezi sermediğimi de söylememe gerek yok sanırım. Zamanında mutfak penceresinden kurumuş çorba lekeleri kazıyan bir anne için şuan bu cümleleri yazıyor olmak… Gözüme bulgur tanesi kaçtı sanırım. 🙂

Hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriydi kızımı blw yöntemiyle tanıştırmak. İyi ki bebek liderliğinde beslenmeyi öğrenmiş, iyi ki Blw Türkiye’yi bulmuşum! 

Ayda’nın Annesi 

Yazıyı paylaşmak için;