Erken Dönem Tuz Kullanımı ve Etkileri

561dff750f25476c2c526acc

  • 1 Yaşından Önce Tuz Yasak!

Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde ebeveynlerin yüzde 60’ı çocuklarına 1 yaşından önce, yetişkinler için yapılan tuzlu ve salçalı yemeklerden tattırmak gibi son derece hatalı bir davranış içine giriyor.1 yaşını doldurana kadar bebeğin tuza ihtiyacı yok ve sağlığı için de kesinlikle verilmemesi gerekiyor. Çünkü bu dönem aşırı sodyum, yani tuz tüketimine bağlı ileri yaşlarda gelişebilecek tansiyon hastalığı yönünden belirleyici bir dönem oluyor. Bunun nedeni ise 1 yaşın altındaki çocukların böbrek fonksiyonları tam gelişmediğinden yüksek tuz ve elektrolit yükünü yeterince dengeleyememesi. Bunun sonucunda da böbreğe aşırı yük biniyor. diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben 6 aya kadar anne sütündeki, daha sonra da katı gıdalardaki besinlerin içindeki tuz miktarının bebek için yeterli olduğunu belirtiyor.

  • Tüketilmesi Gereken Tuz Miktarları

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi Gıda ve Beslenme Dairesi’nin yaşlara göre günlük sodyum tüketim önerileri şu şekildedir:

0-6 ay       0.12 gr (120 mg)

7-12 ay      0.37 gr (370 mg)

1-3 yaş      1.00 gr 1000 mg)

4-8 yaş     1.20 gr (1200 mg)

+9 yaş       1.50 gr (1500 mg)

Buna bağlı olarak yemek yaparken kullandığımız ölçüler aşağıdaki gibidir:

Bir yemek kaşığı tuz:26 gr

Bir tatlı kaşığı tuz:9 gr

Bir çay kaşığı tuz: 4 gr

 Bu durumda yarım çay kaşığı tuzun bile 2 gr olduğu göz önüne alındığında,1-3 yaş çocukların bu miktardan da az tuz alması gerekir. Aynı şekilde inek sütü 100ml de 55mg sodyum, anne sütü 100ml de 15 mg sodyum bulunduğunu düşünürsek, zaten bebeğin ihtiyacı olan sodyumu anne sütünden karşıladığını görmüş oluruz. Bebeğin ek gıdaya geçmesiyle beraber elma, muz, yumurta sarısı, peynir, et, balık, sebze gibi besinlerde de bol miktarda sodyum olması nedeniyle bir yaşından önce yemeklere tuz ilave etmeye hiç gerek olmadığı sonucuna ulaşırız. Bir yaşından sonra da çocuk, ihtiyacı olan tuzu aldığı ek gıdadan karşılayabilir.

  • Sodyum İçeren Besinler

tuz

Tablodan da anlaşıldığı üzere şekerli besinlerin içeriğinde de aslında tuz bulunur. Bu şekilde tatlı yiyen çocuklar da günlük alması gereken tuz miktarının çok üzerinde tuz tüketmiş olurlar.

  • İştahsızlığın Çözümü Yemeklere Tuz Eklemek Değildir!

Çoğu ebeveyn çocuğunun az yediğini ya da iştahsız olduğunu düşündüklerinde buna çözüm olarak, kendi damak tatlarından yola çıkıp, tuzsuz yemeği yemek istemediklerinden kaynaklı sorun olduğu sonucuna ulaşırlar. Oysa henüz damak tadı oluşmamış bebek için tuzlu ya da tuzsuz yemeğin bir farkı yoktur. Ayrıca damak tadı ilk iki yıl içinde oluştuğu düşünüldüğünde, bizim tuzlu yemek sunmamız ilerde çocuğumuzun daha çok tuzlu besinlere yönelmesine sebep olacaktır.

  • Fazla Tuz Tüketimi Böbrek Hastalıklarına Yol Açar

Tuzu gereğinden çok aldığımızda, kandaki tuz mik­tarı artar ve susarız. Sonuçta su içme gereği duyarız.İçilen su ile birlikte fazla tuz, idrarla, terle dışarı atı­lır. Ancak böbreklerde, karaciğerde bozukluk olursa, tuz dışarı atılamaz. Kanda miktarı artar ve suyu da çekerek vücudun belirli yerlerinde “ödem” denilen şişkinlikler oluşturur.

  • Fazla Tuz Tüketimi Kemik Hastalıklarına Yol Açar

Fazla tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atımını arttırır. Bilindiği gibi kemikler­den kalsiyum kaybının artışı, osteoporoz ve kemiklerin kırılma riskini arttırır.

  • Fazla Tuz Tüketimi Kalp ve Damar Hastalıklarına Yol Açar

Türkiye’deki erişkin popülasyonunun üçte birinin tansiyon hastası olduğu, bunların ancak üçte birinin medikal tedavi aldığını ve hipertansiyon kontrol oranının sadece %8 olduğu rapor edilmiştir. Her ne kadar ana kardiyovasküler ( kalp ve damar) hastalıklar ilk olarak erişkinlerde görülse de, bunların temelleri çocuklukta atılmaktadır. Bu nedenle, yaş ile birlikte bu hastalıklara yol açan durumları azaltacak en büyük potansiyel, önleyici girişimlerin küçük yaşlarda başlatılmasıdır.

Yapılan araştırmalarda, kan basıncı düzeyleri çocukluktan ergenliğe ve erişkin yaşa doğru ve vücut ağırlığı ile orantılı bir seyir gösterir. Bu durum yaşamın  erken dönemlerindeki kan basıncının erişkin hipertansiyon riski için bir gösterge olduğunu ve düzeltici yaklaşımların erken dönemde uygulanmasının hipertansiyon sıklığında azalma sağlayabileceğini düşündürmektedir. 

Bununla birlikte, bu çalışmaların sonuçları üç nedenle önemlidir: 

1) Çocukluk çağındaki kan basıncı ile erişkin kan basıncı arasında güçlü bir ilişki vardır.

2) Kan basıncı  ile yaşamın ikinci on yılındaki erken ateroskleroz ( bir tür damar sertleşmesi) arasında ilişki saptanmıştır.

3) Yaşamın erken dönemindeki tuz alımının ergenlik ve erişkin yaşlardaki kan basıncının üzerinde bir erken programlama etkisi bulunmaktadır.

Hipertansiyona eğilimli sıçanlarda yapılan çalışmalar, yaşamın erken dönemlerinde yüksek tuz alımının kan basıncında daha hızlı bir artışla ve daha yüksek düzeylere ulaşmaya neden olduğu ve bu dönemde kısa süreli tuz verilmesinin, tuz alımın kısıtlandıktan sonra bile, kalıcı kan basıncı artışına yol açtığı gösterilmiştir. Öte yandan, toplam 476 yenidoğan bebekte yapılan bir çalışmada, 6 ay süre ile normal diyet ve üç kat daha azaltılmış tuz verilen bebeklerde kan basıncı karşılaştırılmıştır. Altı aylık olduklarında SKB’nin az tuz verilen grup- ta 2.1 mmHg daha düşük olduğu görülmüştür. Aynı çocukların 167’si 15 yaşında tekrar değerlendirildiğinde, yaşamın ilk 6 ayında düşük tuz verilen bebeklerde hem SKB (3.6 mmHg) hem de DKB (2.2 mmHg) daha düşük bulunmuştur. Bu sonuçlar tuz alımının yaşamın erken dönemlerinde kan basıncı üzerinde bir programlayıcı etkisi olduğunu ve süt çocukluğu döneminde tuz kısıtlamasının erişkin yaş grubunda yapılacak tuz kısıtlamasına göre daha etkin olduğunu düşündürmektedir. 

                                                                      Melek KARACA

Kaynak:

  • Belde KASAP, Özlem BEKEM, Alper SOYLU,Sağlıklı Çocuklarda Tuz Tüketimi,Kan Basıncı ve Kardiyovasküler Hastalık İlişkisi,2008,İzmir
  • Countribution of inappropriate complementary foods to the salt intake of 8 month old infants, European Journal of Clinical Nutrition,VL Cribb,J M Warren and P M Emmentt,2011
  • Dyt. Aylin Ayaz ,Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Hacettepe Üniversitesi - Sağlık Bilimleri Fakültesi,2008,Ankara
  • Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, Anne bebek dergisi röportaj