Hamileyken hep doğuma odaklanırız. Öyle istiyorum, böyle istiyorum.Kaşı şöyle, gözü böyle olsun diye basit isteklerimiz olur. “Aman kızım/oğlum, canım kızım/oğlum haydi gel, hemen gel” nidalarıyla çağırırız bebeklerimizi hayata. Hayatımız hep böyle kalacakmış, hiç değişmeyecekmiş zannederiz. Sonunda o büyük gün gelir çatar ve devamında…

Devamında dualar, istekler, hayaller genellikle boş çıkar ve hayatın bambaşka bir yüzü belirir karşımızda. Şanslıysak hemen meme tutar bebeğimiz, gazı da çıkar. Ataklar gelir, ataklar gider. Tam her şey yoluna girmeye başladı dediğimiz anda çalar kapımızı ek gıda dönemi. Alerjisi var mı yok mu, bu sebze şu ay mı bu ay mı?.. vs ler girer hayatımıza. Haydi, iyi kötü ona da alışıveririz dediğimiz, evet tam da onu dediğimiz anda bir şeyler yine ters gitmeye başlar!

Atak desen atak değil, hasta desen hasta değil. Her şeyi ağzına atan çocuk tadına bakmaz, yiyen çocuk yemez olur.

Korkulu Kabus :Dişler

Genellikle 4-6 aylar arasında damaklar kaşınmaya başlar. Bebeğiniz elini, kolunu, anahtarı, tarağı, çıngırağı, kaşığı…kısacası eline geçen her şeyi ama her şeyi ağzına götürmeye başladığı güzide dönemdir kendileri. Birçok anne babanın da “Canı çekti galiba/aç galiba” diye düşünüp zamansız ek gıdaya başlattığı dönemdir aynı zamanda.

Bu dönemde yapılabilecek en iyi şey soğutulmuş diş kaşıma oyuncakları sunmaktır. Piyasada çok çeşidini bulabileceğiniz kaşıma aparatlarını dolapta biraz soğutup verin, bırakın bebeğiniz hem kavrama kabiliyetini geliştirsin hem de diş kaşıma zevkini sonuna kadar çıkarsın.

Tavsiye ediliyor diyerek soğan, patates, havuç, pırasa, salatalık gibi gıdaları vermeyin. Bu sebzeler sert olması ve kemirmek şeklinde bile olsa ek gıdayı başlatması sebebiyle kesinlikle risklidir.

 

Ek Gıda Sonrası Dönem

Sırasıyla genellikle ikililer halinde ön ve yan dişler gelir. 6 ay civarı hafif ateş, huysuzluk, daha fazla emme isteği (emerek hem fizyolojik hem de psikolojik olarak rahatlama hissi yaşıyorlar. Sakın sütüm mü azaldı diye düşünmeyin. Yaşasın memeler!) İshal gibi yeni karşılaşacağınız durumlar olabilir. Ateşi 38’i geçerse doktora götürmeyi ihmal etmeyin. Elinizi yıkayıp steril hale getirdikten sonra kontrol edebilir, bir çay kaşığını hafifçe (ama gerçekten hafifçe) dokundurarak da dişin gelip gelmediğini anlayabilirsiniz. Bu dönemde tadım günlerinde olacağı ve ek gıdaya yeni başladığı için iştahsızlıktan yana endişe etmenize gerek yok. Emiyorsa emmeye, mama alıyorsa mamasını vermeye devam edin. Mama alan bebeklerin maması bittikten sonra da bir süre biberonla oynamasına izin verebilirsiniz. Ancak temizliğine ve başlığının düzenli olarak değiştirilmesine de özen gösterin. Hala diş kaşıma aparatlarını kullanmaya devam ediyoruz.

 

Azılar ve Köpekler Çıkarken

Genelde 1 yaş civarı ve sonrasında hareketlilik ve en kabus dolu günler başlar. Bize çektirdikleri zulümden yola çıkarak canlarının ne kadar acıdığını tahmin edebilirsiniz. Ön dişlerde hiç sorun yaşatmayan bebekler bile fazladan yormaya başlar. İştahsızlık hat safhaya ulaşır. Bazen gün boyu ağzına hiçbir şey sokmak istemediği bile olabilir. Aileler ya da bakıcılar paniklemeye, beslenme düzenini sorgulamaya başlayabilir. Lütfen sakin olun. Şarkı, türkü, oyun, tv, tablet gibi dikkat dağıtıcı uyaranlardan medet ummayın. Bağırmayın, kızmayın, kavga etmeyin. Unutmayın bu ağrı/sızı/acı onun isteyerek yaptığı bir şey değil. Bu dönemlerde bir miktar kilo kaybı yaşayabilirler ama dişler çıkınca normale dönüyor hatta daha fazlasını bile yiyerek bizleri şaşırtabiliyorlar.  1 yaş sonrası için artık soğan, pırasa gibi seçenekleri düşünebilirsiniz. Makul oranda sıvı yiyecek (çorba, ayran, kefir, smoothie vs) verebilirsiniz. Sıvı gıdalar diş etlerini zorlamadığı için daha az sorun çıkarırlar. Ancak sadece böyle yiyor diyerek her şeyi sıvılaştırmayın, kabağın smoothiesini yapmayın mesela. Katı gıdalar sunmaya devam edin. Çok çok sert şeylerden kaçının tabii ki. Çünkü artık diş etleri kaşınmıyor, sızlıyor. Dolayısıyla hafif yumuşak kıvam mücverler, sebzeli gözlemeler, sert et/tavuk yerine balık ya da köfteleri tercih ederseniz yediği miktar biraz daha artabilir. Miktar bebeğinizin diş eti sızısının oranına göre artıp azalabilir. Başkalarının porsiyonları üzerinden kıyaslama yapmayın. Bunun da geçeceğini, bebeğinizin yine eski bebeğiniz olacağını aklınızda tutarak hem kendinizi hem onu rahatlatmaya çalışın.

Yemiyor,atıyor diye kızmak ters teper. Ancak bebeğiniz acıyla öfkelendiği zaman dişlerinizi gösterip yüzünüzü acıyla buruşturabilir, ve “Evet, acıyor ama geçecek” deyin ve bebeğinizi sevin. Bunlar sayesinde bebeğiniz belki hemen önündeki köfteye saldırmayacak, ama en azından anlaşıldığını bilerek bir sonraki sefer daha sakin davranacak. Anlaşıldığını bilmek içgüdüsel olarak onu, dolayısıyla da sizi mutlu edecek. Son olarak unutun! Her şeyi ama her şeyi unutun, sadece yaşadığınız keyifli anları hatırlayın. Diş çıkar, mutluluk baki kalır.

 

Kevser ŞİMŞEK  YILMAZ

 

Yorum bırak

Mail adresin paylaşılmayacak