Çocuklarının yeterince yemediğini düşünen ailelerin en sık başvurduğu yöntem ekran karşısında yedirmektir. Televizyon, telefon veya tablet… Ekranın şekli değişse de senaryo hep aynıdır: Çocuklar “ağzı açık” bir şekilde ekrana odaklanmışken “yemesi gerekenler” kolayca ağzına götürülür.

Muhakkak ki, her aile çocuğunun kendiliğinden sofraya kurulmasını, sunulan yemekleri ayırt etmeden iştahlı bir şekilde yiyip kalkmasını ister ve hiçbir aile çocuğuna bir şeyler yedirebilmek için bu yola başvurmak istemez. Ancak ekran karşısında yedirmenin  uzun vadede çocuklarının gelişimlerine ne kadar büyük zararlar verdiği bilinse, herhalde, bu karelerle bu kadar sık karşılaşmazdık.

Bebeklerin beyin gelişimi anne karnında 3.aydan itibaren başlar. Henüz anne karnındayken, ışık, ses ve pek çok tadı ayırt edebilirler. Doğduktan sonra da bu gelişim hızlanarak devam eder, çünkü yoğun bir uyaran çeşitliliğine maruz kalırlar. Sıcak- soğuk, kuru- yumuşak, tanıdık- yabancı, mutlu – mutsuz… gibi kavramlar zihninde hızla yer etmeye başlar.

Televizyon ve telefon gibi ses, görüntü ve hareketi bir arada barındıran cihazlardan ise kendini alamaz ve kilitlenmiş bir şekilde seyre dalar. Çünkü beyin gelişimi henüz bu kadar farklı uyaranla aynı anda baş etme yetisine sahip değildir ve siz bebeğinizin ilgiyle gördüğü şeyi takip ettiğini düşünürken aslında o maalesef “afallamış”tır.

Bu durum bebeklerin neden ekran karşısında “daha kolay” yediklerini de açıklıyor. Yani,aslında ekran karşısında bebeğinizi yemeğe ikna etmiş değil, zihnini bloke ederek neden yemek istemediğini unutturmuş olursunuz. Tabii ki, bu unutma da bir süre sonra ortadan kaybolur ve bilinçli olarak yemek için mutlaka bir ekranın açık olmasını isteme alışkanlığına dönüşür. Hatta, artık sadece yemek yerken değil, gün içine her fırsatta ekran başında olma isteği baş gösterir.

Dil Gelişimine Etkisi

Sağlıklı bir iletişim için çocukların karşılıklı bir diyalog içinde tepki vermesi ve yorum yapması beklenir ancak televizyon veya telefon gibi ekranlar yoluyla çocuklar sadece tek yönlü bir iletişim kanalına girmiş olur. Gördükleri ve duydukları karşısında sadece alıcıdırlar ve bu özellikle dil gelişimlerini olumsuz yönde etkiler. Geç konuşma veya konuşmama nedeniyle tedavi gören çocukların hayatından ilk çıkarılan şeylerden birinin televizyon olması şaşırtıcı olmasa gerek.

Kaygı ve Davranış Bozuklukları

Ekran başında geçirilen süre belli oranda sınırlanarak pasif iletişim şekli kontrol edilebilir belki ama kontrolsüz bir şekilde izlenilen içeriklerin çocuklara verdiği zararlar ise saymakla bitmez.

Savaş, şiddet, kan, kavga ve yaş grubuna uygun olmayan cinsel öğelere hem de ses ve efektler yoluyla çok yönlü olarak maruz kalan çocuklar bu kavramlarla ilgili kalıcı kaygılar ve olumsuz kişilik özellikleri geliştirebilirler.

Sağlıksız Beslenme Temelleri

Bu programlar arasında sık sık yer verilen fast food ve abur cubur tarzı yiyecekler ise maalesef çocuklar için cezbedici ve iştah kabartıcı olarak sunularak çocukları sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaştırmaktadır.

Sadece bu kadar mı? Maalesef, hayır.

Günümüzde okul çağındaki çocuklar arasında DEHB ( Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) görülme oranı oldukça artmıştır. Okul çağına gelene kadar yoğun bir şekilde ekrana maruz kalan çocuklarda ise öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği görülme riski diğerlerinden daha fazladır.

“Hiç mi bir şey izlettirmeyeceğiz?” diye düşünebilirsiniz.

Bazı uzmanlara göre çocuklar 2 yaşından itibaren günde bir saati aşmamak kaydıyla televizyon izleyebilirler. (Temur, Bianet, 2019) Özellikle çevresel şartların yeterli olmadığı durumlarda, çocuklar yaşlarına uygun içeriklerle gerçek hayatta karşılaşmadıkları sosyal durumlar veya canlılarla ilgili görerek ve duyarak kazanımlar geliştirebilirler. (Büyükbakkal, 2019) Ancak bunun için de en etkili yol ekran başında çocuğu yalnız bırakmayıp onunla birlikte izleyerek izlediği şeyle ilgili sorular sorup yorum yapmasını sağlamaktır.

Beslenme ile ekran ilişkisinden yola çıkarak vardığımız sonuçları tekrar gözden geçirirsek BLW yönteminin bebeğin “istediği zaman, istediği kadar” yemesi ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlayabiliriz.

Aksi halde bebeğimizin karnını doyururken, zihnini köreltmekten kurtulamayız.

 

Zeynep ERİŞEN ŞAKAR

Yorum bırak

Mail adresin paylaşılmayacak