Tadım günleri bittiğinde aileleri öğünleri nasıl hazırlayacağı konusunda tatlı bir telaş sarar. 8-9 ay ile birlikte kahvaltı öğünü başlar ki bu öğün tamamen bebeğin düzenine göre ayarlanmalıdır. Sabah ilk uykudan uyanan bebekler huysuz olabilir veya hemen anne sütü/formül mama alıp uyuyabilir. Bu nedenle günün ilk uykusundan sonra kahvaltı öğünü yaptırmak daha iyi bir karar olur. Ama sabah kalkıp uzun süre uyanık kalan ve keyifli olan bebekler için uyandıktan sonra önce anne sütü/formül mama aldıktan 30-40 dakika sonra kahvaltı öğünü verilebilir. Anne sütü alımında azalma olmuyorsa öğleden sonra daha önce tadım yapılmış bir besin verilebilir ya da yeni besin tadımı yaptırılabilir.

8-9 aylık olduğunda bebeğinizin uyku ve beslenme rutinene göre artı bir ara öğün eklenebilir. Kahvaltı öğününe ek olarak bir öğün yoğurt,kefir veya meyve verilebilir.

9-10 aylık olduğunda bebeğinize bir ana öğün daha eklenebilir. Bu şekilde iki ana bir ara veya iki ara bir ana öğün şeklinde beslenme düzenini sağlayabilirsiniz.

10-12 aylık olan bebeğinize iki ana iki ara öğün sunabilirsiniz. Bir yaş üstüne üç ana iki ara veya üç ara öğün verip düzenli öğün şekline geçebilirsiniz. Bu öğünleri belirlerken bir yaş öncesinde ki kıstasınız tamamen anne sütü/formül mama alım miktarı olmalıdır. Anne sütü/formül mama bir yaş öncesinde ana öğündür ve ek gıda anne sütü/formül mama alımında azalma olmamalıdır. Ek gıdalar tamamen tadımlık ve tanıtıcı miktarda olmalıdır. Bir yaş sonrasında ek gıda alımı öncelik olmalı ve önce ek gıda sonrasında anne sütü/formül mama şeklinde beslenmesi düzenlenebilir. Bu öğün sayıları bebeğin uyku ve beslenme düzenine göre artırılmalı ve düzenmelidir. Her birey farklı ve özeldir. Her bebeğin kendi düzeni ve rutini vardır. Bu nedenle beslenme öğünleri de buna göre ayarlanmalıdır.

İşte bu öğünler hazırlanırken dengeli ve sağlıklı besinlerden oluşturulmasına dikkat edilmelidir. Büyüme gelişme, sağlıklı olarak uzun süre yaşamak için 50 ayrı türde besin ögesine ihtiyaç vardır. Bunların kaynağı besinlerdir. Hiçbir besin tek başına vücudun ihtiyacı olan tüm besin ögelerini içermez. Besinlerin her birinde ayrı özellikte ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olan değişik türde besin ögeleri vardır. Vücudun gereksinimi olan besin ögeleri ve diğer sağlıklı ögeleri yeterli miktarlarda almak için her öğünde dört ana besin grubundan (süt ve ürünleri-et, yumurta, kurubaklagil-sebze ve meyveler-tahıllar) önerilen düzeylerde tüketmek, besinleri besin ögesi kayıplarını önleyecek ilkeler doğrultusunda hazırlayıp, pişirip, saklamak gerekir. Bu konuda yapılmış araştırmalar aşağıda verildiği şekilde öğünlerin hazırlanmasını tavsiye ederler:

Et/yumurta/kurubaklagil

Günlük tüketilmesi önerilen miktar yetişkin, genç, çocuklar için 2 porsiyon, gebe ve emziren kadınlar için 3 porsiyondur. Sabah bir yumurta yenirse yarım porsiyon alınmış demektir. Haftada en az 2 kez kurubaklagil ve ayrıca demirin iyi bir kaynağı olan kırmızı eti tüketmeli, diğer öğünlerde kırmızı et yerine tavuk, hindi ve balık yemelidir. Özellikle beyin, göz, deri, kalp-damar sağlığı ve vücudun savunma sistemi için haftada en az 2-3 kez balık tüketmeye dikkat edilmelidir.

  • Çiğ sütten yapılmış peynir ve açık süt tüketilmemelidir. Pastörize veya uzun ömürlü (UHT) süt tercih edilmelidir.
  • Pastörize ve UHT sütlerin tüketilmeden önce kaynatılmasına gerek yoktur.
  • Yoğurdun yeşilimtırak suyu vitamin B2 açısından çok zengindir. Kesinlikle atılmamalıdır.
  • Hazır satın alınan yoğurtların kapları boşaldıktan sonra atılmalı, tekrar mayalama veya saklama için kullanılmamalıdır.
  • Etler ızgara edilirken damlayan su ile vitamin B2 , B12 ve folik asit kaybı olur. Bu su bir kap içinde toplanabilir ve sos olarak kullanılabilir.
  • Etin çok yüksek sıcaklıktaki ızgara üstüne konup veya aleve çok yakın olarak tutularak pişirilmesi sırasında sağlık açısından zararlı (kanser yapabilen) ögeler oluşur. Bu nedenle etler ızgara edilirken et yüzeyinin ısı kaynağından en az 15 cm uzakta olması gerekir.
  • Etin zengin kaynak olduğu protein ve demir etin suyunda değil, yapısında yer alır. Bu nedenle etin suyundan ziyade kendisi tüketilmelidir.
  • Etli yemeklere yağ koymaya gerek yoktur.
  • Etler hemen tüketilmeyecekse bir seferde kullanılacak miktarlarda kaplar içine konularak buzdolabı buzluklarında 1 hafta, derin dondurucularda 3-4 ay süre ile dondurularak saklanabilir.
  • Çay ve kahvede bulunan bazı bileşenler yumurta ve diğer besinlerdeki demirin emilimini olumsuz etkiler bu nedenle kansızlığa meyilli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık olarak ve limonla birlikte içmeleri gerekir.

Meyve/sebze

Günlük tüketilmesi önerilen miktar en az 5 porsiyondur. Alınan sebze ve meyvenin en az 2 porsiyonu yeşil yapraklı sebzeler veya portakal, limon gibi turunçgiller veya domates olmalıdır.

  • Sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir. Dökülürse vitamin C, B2 , folik asit gibi suda eriyen vitaminlerin büyük bir kısmı suya geçtiği için, besin değeri kaybı çok fazla olur.
  • Yaprak ve kök kısımları aynı zamanda pişmeyen sebzelerin önce kök kısımları tencereye konmalı, daha sonra yapraklar eklenmelidir. Patates, pancar gibi köksüz sebzeler ise yıkandıktan sonra kaynar suya atılarak kabuğu içinde pişirilmelidir. Patates haşlanmasında olduğu gibi burada dikkat edilecek en önemli nokta bu sebzelerin az suda pişirilmesi ve kaynama suyunun dökülmemesidir.
  • Besinler pişirilirken soda eklenmesi alkali çözeltide dayanıksız olan vitaminlerin yapılarının daha hızlı bozulmasına neden olurken; limon, sirke eklenmesi ise asit çözeltide duyarlı olanların etkinliğini azaltır. Pişirilirken yeşil sebzelerde yeşil rengin bozulmaması için eklenen karbonat (yemek sodası) B1 , B2 , B6 , folik asit ve C vitamininde kayıplara neden olur. A vitaminin ön ögesi olan karoten kaynağı sebzeler pişirilirken oluşan asidin etkisiyle vitamin kaybına uğrarlar. Aynı şekilde yeşil ve sarı sebzelerden yapılan salataya limon veya sirke eklenip bekletilirse A vitamini değerinde azalma olur.
  • Dondurulmuş sebzeler içerdikleri besin öğelerini maksimum oranda korumak için pişirilmeden önce kesinlikle çözündürülmemelidir. Mayalı ekmeğin besin değeri mayasızlardan yüksektir. Yine ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini artırır.

Ekmek/diğer tahıllar

Günlük tüketilmesi önerilen miktar 4-6 porsiyondur. Dört yemek kaşığı kadar makarna veya pilav bir porsiyon sayılır. Ekmek tüketirken tam buğday unundan mayalandırılarak yapılan ekmeği tüketmeye dikkat edilmelidir. Bu ekmeğin besleyici ve sağlık koruyucu değeri, beyaz undan yapılan ekmekten daha fazladır. Ayrıca yemekler hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar:

  • Makarna, erişte vb. besinlerin haşlama sularının dökülmesi besin değerini azaltır. Bu nedenle çekeceği kadar su koyarak pilav gibi pişirin.
  • Bulgur buğdaydan yapılır. Ancak beyaz una kıyasla B vitaminleri bakımından daha zengindir.
  • Bayat ekmekler su buharına tutularak yeniden taze hale getirilebilir.
  • Unun, ayrıca pilav ve dolma yaparken şehriye ve pirincin pembeleşinceye kadar kavrulması protein kaybına neden olur.

Kaynak: Prof. Dr. Sevinç Yücecan,Optiminal Beslenme, Sağlık Bakanlığı Yayın No: 726, Şubat 2008

Melek KARACA ALPEK

 

Yorum bırak

Mail adresin paylaşılmayacak