Ülkemizde zorunlu okul öncesi eğitim yaşı 5 yaş olarak belirlenmiş olsa da son yıllarda giderek artan sayıda çocuklar 3 yaştan itibaren eğitim hayatına başlamaktadır. Yakın geçmişte sadece anne ve babanın çalıştığı ailelerde bir zorunluluk olarak görülen bu durumun, artık tüm aileler için bir ihtiyaç veya bir tercih haline geldiğini görebiliyoruz.

Çekirdek aile yapısının yaygınlaşmasıyla birlikte aile büyükleriyle yaşama davranışının azalması ve kadınların sosyal ve ekonomik alanda daha çok yer alması kadar; gittikçe güvensiz hale gelen kent sokaklarının çocuklara dijital ekranlara mahkum etmesi de okul yaşının düşmesinde etkili olmuştur.

Bir okula devam etsin veya etmesin bu yaşlarda bir çocuğunuz var ise artık gittikçe sizden bağımsız davranma eğiliminde olduğunu ve sosyal çevresiyle daha çok ilgilenmeye başladığını fark edebilirsiniz. 3 yaş öncesinde akranlarıyla birlikteyken  bile yalnız oynama veya oyuncaklarını paylaşmama davranışı bu dönemde sık sık akranlarıyla bir araya gelme isteğine evrilir. Sosyalleşmenin hız kazandığı bu dönemde artık arkadaşlarının ve varsa öğretmeninin davranış ve onayı büyük önem kazanır. Evde yemediği birçok şeyi okulda seve seve yeme davranışı tam da bu dönemde görülmeye başlar ve bu bile beslenme sorunları yaşayan pek çok aile için tek başına okula başlatma için yeterli bir sebep haline gelir.

Horrible Three ( Korkunç Üç) diye de adlandırılan ve ben merkezciliğin tavan yaptığı dönemden Ön Ergenlik diye nitelenen 4 yaşa doğru geçilirken yaşanan davranış krizleri doğal olarak beslenme davranışına da yansır. Artık karşınızda yiyecekleri tanıyan ve damak tadı oluşmuş ama bir gün yediğini ertesi gün görmek istemeyen veya sevmediği bir gıdayla sırf aynı renkte olduğu için diğer gıdaları da reddeden kafası karışık bir gurme vardır.

Bu dönemde görülebilecek temel beslenme problemleri arasında sebze yemeklerinden uzak durma, tek tip beslenmede direnme, öğünler arası dengesizlik, ara öğünlerde sürekli tatlı şeyler veya erişimi varsa abur cubur yemek isteme gibi davranışlar sayılabilir. Bu tarz davranışlar bu dönemin yaygın özellikleri arasında görülse de bu dönemde sağlıklı bir beslenme rutini oluşturulması ileri dönemlerde yaşanabilecek pek çok hastalığın önlenmesi için çok önemlidir.

Peki bu yaş grubunun beslenme düzeninde en çok nelere dikkat etmeliyiz?

  • Bu dönemde artan öğrenme ortamları zihinsel gelişimi tetiklediği için beslenmede protein kaynaklarına ağırlık verilebilir. Sebze ve meyve grubundan tercih ettiği birkaç çeşit ihtiyaç duyduğu vitaminleri alması için yeterlidir. Bu nedenle çocuklar yemediği şeyler için zorlanmamalıdır.
  • Sürekli sevdiği besinleri sunmak yerine hiç yemese bile farklı besinlere sofrada yer vererek bu yiyecekleri tanımasına ve günün birinde sadece taklit etmek için dahi olsa tadına bakmak isteyebileceği unutulmamalıdır.
  • Bu dönemde çocukların öğün ihtiyacı tıpkı yetişkinlerinki gibidir, sadece harcadıkları enerji vücutlarıyla orantılı olduğundan porsiyonları normal yetişkin porsiyonun 1/3 veya 1/4 ‘ü kadardır. Bu nedenle çocuklara yiyebileceklerinden fazlasını yemeleri için ısrar edilmemelidir. Ancak bu miktar da öğünler arasında farklılık gösterebilir ve dolu dolu geçen bir kahvaltı öğünü o gün sadece iki öğün yemek istemelerine sebep olabilir.
  • Bu dönemde görülen bir diğer davranış da beslenmede dengesizliktir. Yani,bir gün hiç doymayacakmış gibi yerken ertesi gün veya günlerde çok az yemek isteyebilirler. Farklı bir semptom eşlik etmediği sürece bu şekilde birkaç günlük dengesizlik beslenmede ciddi sorunlar doğurmayacaktır. O yüzden çocuklar tabağındakileri bitirmeye zorlanmamalıdır.

Beslenme düzenindeki bu dengesizlikler dikkatli takip edilirse bir öğünde almadıkları vitamin, protein veya diğer besin maddeleri ara öğünlerde sebze,meyve ve süt ürünleriyle takviye edilebilir. Bu dönemde çocukların bisküvi, çikolata, gofret veya asitli içecekler gibi abur cuburlardan uzak tutulması erken diş çürümeleri, diyabet ve obezite gibi pek çok hastalığın da önüne geçecektir.

Son olarak bebeğin sofrada istediği gıdadan istediği kadar alabilmesi ve aile bireylerini daha rahat gözlemlemesi için sandalyesinin masa boyuna uygun şekilde ayarlanarak bireyselliğine saygı duyulduğunu hissetmesi de yaşanacak beslenme krizlerini azaltmak için faydalı olacaktır.

Zeynep ERİŞEN ŞAKAR

https://okulsagligi.meb.gov.tr/image/images/files/beslenme_menu_rehberi.pdf

https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/56483/mod_resource/content/0/13.Okul%20%C3%B6ncesi%20beslenme.pdf

 

Yorum bırak

Mail adresin paylaşılmayacak